Türkiye’nin İlk Kadın Pilotu Kimdir?

Türkiye’nin ilk kadın pilotu , Mustafa Kemal Atatürk’ün manevi kızı, yani Mustafa Kemal Atatürk tarafından evlat edinilmiş olan Sabiha Gökçen’dir. 22 Mart 1913’te Doğan ve küçük yaşlarda ebeveynlerini kaybeden Sabiha Gökçen 12 yaşında iken, Bursa’da ağabeyi Neşet ‘le yaşadıkları evlerinin yakınındaki Hünkar Köşkü’nde konaklayan Mustafa Kemal Atatürk’e ulaşmış ve okumak istediğini söylemişti. Küçük kızı , Neşet’ ten izin alarak Ankara’ ya götüren Mustafa Kemal Atatürk onu evlat edindi. Küçük Sabiha, ilkokulu Ankara’da okudu ve ondan sonra orta ve lise eğitimini İstanbul’da sürdürdü. 1934 yılında ortaya çıkan soyadı kanunuyla Mustafa Kemal Atatürk tarafından Gökçen soyadı verildi. 1935 yılında açılan Türkkuşu (Türk Hava Kurumu’nun pilot okulu) sebebiyle havacılığa merak sardı ve ilk öğrencilerden biri oldu. Çok başarılı bir uçuş kariyerine sahip olan Sabiha Gökçen, aynı zamanda dünyanın ilk kadın Savaş pilotudur . Sabiha Gökçen 2001’de vefat ederek aramızdan ayrıldı.

Yıldırımın Bize Uzaklığı Nasıl Tespit Ederiz?

Şimşeğin ya da yıldırım’ın çaktığı andan itibaren bir süre bekleyince gök gürültüsü duyarız bazen 10 saniye, bazen de 3 saniye sonra. Bu süre farkı şimşeğin ya da yıldırımın bize olan uzaklığına  bağlıdır.  yıldırım’ın düştüğünü anında görürüz , çünkü ışığın hızı yaklaşık olarak saniyede 300 . 000 kilometredir. Bu müthiş hıza karşılık ses hızı ortalama olarak saniyede 340 metre kabul edilir. Gök gürültüsü esasen yıldırımla aynı anda oluşur fakat bize ulaşması için her saniyede 340 metre yol kat etmesi gerekir. Yıldırımı gördükten sonra içinizden saniyeleri saymaya başlayın ya da varsa kronometrenizi çalıştırın. Gök gürültüsünü duyduğumuz esnada saymakta olduğunuz sayıyı 340 ile çarparsanız yıldırım’ın size kaç metre uzakta olduğunu da bulabilirsiniz.

Yeni Doğan Bebekler Neden Yürüyemez?

Canlılar ilk doğdukları anda , baba ve annelerinin yardımıyla olsa da hayatta kalmaya yetebilecek kadar gelişmiş durumda olurlar.9 ay 10 günlük hamilelik süresi, insanlar için yeterli olmaktadır. Vücut büyüklüğü ve canlının doğduğu anda yapabilecekleri hamilelik süresini belirler. Örneğin filler yavrularını doğurduğunda onları kundaklayıp bakma şansına sahip değildir.  Kısa süre içinde ayaklanıp fil sürüsü içinde yolculuk yapmak zorunda olan yavru filler, anne karnında yürümelerini sağlayacak kadar gelişmiş olarak doğarlar.  Bu yüzden filler 22 ay hamile kalır. Buna karşılık biz çok daha gelişmiş bir beyne sahip olarak olsak da doğduğumuz İlk anda yürümemiz gerekmediğinden , yürümeyi doğum sonrasında vücudumuz biraz daha gelişmesi ve güçlenmesi ile birlikte öğreniriz.

İnsanlar Niye Horlar?

Baba veya annemizin, hatta daha yüksek  ihtimalle ninenizin  ya da dedenizin horladığını duymuş olabilirsiniz. Horlama, insanın uyurken istemeden çıkardığı nefes alıp verme sesidir. Bu ses esasen geniz etinden ya da bademciklerden zorlanarak geçen hava yüzünden ortaya çıkar. Yani bir sağlık problemidir. Alkol tüketmek , sigara içmek ya da fazla kiloya sahip olmak gibi sebeplerle boğazda oluşan rahatsızlıklara bağlı olabilir. bazı durumlarda ise sebebi bilinmeyen bir şekilde geniz etinde oluşan fazlalık ya da kronik bademcik hastalıkları ile de ilişkilidir. Yaş arttıkça, horlama da genellikle artar. Hafif oynamalar çok önemsememeyebilirken , yan odada bile yüksek sesle duyulan horlamaya sahip kişiler mutlaka doktora görünmelidir.

Bitki Kısımları Nedir?

Bitkiler genel itibariyle çiçek, gövde , yaprak ve kök olmak üzere dört kısımdan oluşmaktadır.  çiçekli bitkiler en gelişmiş olanlarıdır. Bitkikendilerine göre ayrı ayrı görevleri vardır. bitkinin toprak altında gelişen , topraktaki tuzları ve suyu emen , bitki  toprağa bağlayan , karbonhidrat depo eden ve yerçekimi doğrultusunda büyüyen toprak altı yapılarına kök denir. Kökler genel itibarıyla ana kök, yan kökler ve emici tüyler olmak üzere üç kısımdan oluşurlar. Tohumla çoğalan bitkilerde ,tohumu veren çanak ve taç yaprak, erkek organ ve dişi organdan oluşan en uçtaki büyüme tomurcuğuna çiçek denir. Bitkilerde yaprak ve üreme organlarını taşıyan genelde Toprak üstünde olan kısmına gövde denir. Bitki gövdeleri; odunsu, otsu, yumru, sürüngen, sarılgan, yassı ve depo gövde olmak üzere 7 çeşittir. Bitkilerin solunum ve besin yapmakla görevli olan organına yaprak denir. bitkilerde yapraklar ayalarına göre altı kenarlarına göre dört,damarlarına göre üç ve dizilişlerine göre de üç çeşittirler.

Kirpiklerimiz Ne İşe Yarar?

Bazılarımızın kısa , bazılarımızın uzundur, ama hepimizde vardır. Kirpiklerimiz, kibar görünmeleri dışında ,sağlığımız için önemli bir role sahiptir. Gözleriniz çok hassas de korumamız gereken organlarımızdır.Vücudumuz korunmanın gereğini büyük ölçüde karşılamaktadır. Bunu kirpikler ile de yapar. Kirpikler, genelde biz fark etmesek de nemli bir bölgedir. Gözümüzün altında ve üstündeki bu kıllar , göz çevresindeki kir ve mikropların göze ulaşmasını önlemede büyük bir öneme sahiptir.Uyuduğumuzda göz kapaklarımızı kapatsak da kirpiklerin birbirine geçmesi sayesinde tam koruma sağlanır. Ayrıca bir cisim göz kapaklarımıza değdiğinde onların hızla kapanmasını sağlarlar. Bu sayede çıplak göze zarar verebilecek maddelerden korunmamıza yardımcı olurlar.

Origami Nedir?

Origami , Japonca “ori”(katlamak) ile “gami “(kağıt) kelimelerinin birleşmesi ile oluşmuş kağıt katlama sanatıdır. Bugün tüm dünyada kağıt katlama sanatının ortak adıdır. Japon tarihinde yüzlerce yıldan beri var olan origami, kağıtların belli açılar ile katlanması ve iç içe geçirilmesi ile çeşitli şekillerin ortaya çıkmasıdır . Kağıttan ; hayvanlar , evler, toplar, maskeler ve birçok çeşitli başka figürler yapılabilmektedir. Bu sanatın içine makasla kesme işlemi girerse buna “krigami” denir. Origami ve krigami , Japon kültüründe manevi anlamlar taşımaktadır. Örneğin , origaminin en bilinen ve kolayca yapılan figürlerinden ulan Turna kuşundan 1.000 tane yapan kişinin dileğinin gerçekleştiğine inanılır.

Kelimeler Nereden Ortaya Çıktı?

Kelimeler ne kadar da çok var ve ne kadar da çeşitli ler değil mi? Peki ya bu kelimeleri kim uydurmuştur da bizim dilimize yerleşmiştir.Etimoloji , kelimelerin köklerini araştıran bir bilim dalıdır. Etimolojik çalışmalar gösteriyor ki, kelimelerin oluşumu büyük oranda türetme yolundan  geçmektedir. İlk insanlar kelimeleri ortaya çıkartırken, doğanın ya da eşyaların çıkardığı sesleri taklit ettiler. Daha sonra bu sesleri birbirine karıştırmamak için kelime haline getirerek değiştirdiler. Örneğin suyun yavaş akışı şırıldamak iken, güçlü akışı gürüldemek oldu.Yeni kelimelere ihtiyaç duyulduğunda iste eski kelimeler kullanıldı. Örneğin tele fransızcada uzak, vizyon ise seyretmek anlamına gelir. Böylece uzağı seyretmek anlamındaki televizyon kelimesi ortaya çıkmış, sonra da ülkemize bu isimle gelmiş ve dilimize girmiştir.

Dünyadaki En uzun Nehrin Adı Nedir?

Ülkemizde de birçok akarsuyun bulunduğunu biliyoruz. Türkiye ‘nin en uzun nehri ise 1.350  kilometrelik uzunluğu ile birçok ilden geçen Kızılırmak ‘tır.Dünyada  ise çok daha uzun ve çok daha güçlü akan nehirler vardır. Bunlardan en büyüğü ise Afrika Kıtası’nda bulunan Nil nehri ‘dir. 6.650 kilometrelik uzunluğu ile 11 tane ülkenin sınırlarından geçen Nil nehri Birgül Mısır’da bulunan İskenderiye şehrinden geçerek Akdeniz’e dökülür. Afrika’nın kuzeyindeki en verimli bölge olan ova, Mısır’ın sahip olduğu en önemli kaynaktır. Nil Nehri ile hemen hemen aynı uzunluğa sahip olan , Amazon Nehri ise yaklaşık 6.400 kilometre boyunca ilerler. Güney Amerika’nın en yoğun yağmur ormanları da bu bölgede Amazon ormanları adıyla anılmaktadır.

Para Nasıl Ortaya Çıktı ?

Eski çağlarda insanlar birbirleriyle ticaret yaparken para yerine takas yöntemini kullanıyorlardı. Yani bir kişi, karşısındakine bir çuval buğday veriyorsa diğer kişi de ona karşılık olarak bir çuval dolusu başka bir malzeme uzun yıllar boyunca mı bu yöntemi kullanarak yaşadılar. Fakat daha sonra toplumların düşünceleri değişmeye başladı. Takas edilen malların bazılarında  sorunlar çıktı. Bununla birlikte insanlar ellerine gören malzemeleri depolamakta zorlandılar. M.Ö.7. yüzyılda, Lidyalılar bu soruna çare olarak parayı keşfettiler. Böyle de insanlar mallarının karşılığında kazandıkları para ile ihtiyaç duydukları her şeyi almaya başladılar.